v Ergenlik dönemi hızlı bir değişim dönemidir. Bu dönemde en çok alışılmadık tepkiler görülür. Çocuğun bedeni ruhu değişim içersindedir. Çocuk kendisindeki bu değişimleri çözemez, duyguları güçlenir, ani ruh hali değişimleri yaşar ve kendisini engellenmiş hissederek sürekli bir öfke duyar. Bu öfkenin yansıtılacağı en uygun yer ailedir.
v Orta ergenlik dönemi, ki genelde 15 yaş civarına rastlar, neredeyse çocuk ve aile için bir kabus yılıdır. Bu dönemde çocuğun kimliği oluşma aşamasındadır, kafası karışıktır ve sürekli olarak ben kimim sorusuna cevap aramaya çalışır. O zamana kadarki ailece de bilinen ve onaylanan kimliği artık onun gözünde değerini yitirir. Çocuk mücadele etme peşindedir ve ailece kabul gören şeyler onun gözünde değersiz olmaya başlar. Örneğin ailesinin beğendiği bir gömleği giymek istemez, onların onaylamadığı kıyafetlere yönelir. Eğer ailesinin onayladığı kimliği kabul ederse kendini yenilmiş görür. Farklı lmaya çalışır ve bu nedenle kimlik arayışını aile dışında yapar. Medya , tv, arkadaş çevresi, okul buralarda özdeşim kimliğini aramaya başlar. Kısa süreli denemeler yapar ve her şeyi denemek ister. Uçlarda gezinir. Katıldığı farklı ortamlarda hep kendinden bir şeyler arar. Sanki istediği elbiseyi bulmak için tüm elbiseleri giymeye, uyan uymayan yerlerini bulmaya , yakışıp yakışmadığını anlamaya çalışır. Bu dönemde tutarsızlık maksimum seviyededir. Ebeveyn ise bu hızlı değişimlere anlam veremez, çocuğunun maymun iştahlı olduğunu düşünür. Çocuğu ile ilgili bir öngörmezlik ve çaresizlik içersinde kalır.
v Annenin bebeğinin ağlama sesinden onun ne için ağladığını anlaması ve onu avutması olgusu bilimsel olarak hala çözülememiş bir psikozdur. Anne çocuğunun büyümesiyle birlikte çocuğunu anlayamamaya onun sıkıntılarına çare olmamaya başladığında tam bir çöküntü içine girebilir. Ebeveyn bu dönemde kendi güçsüzlükleriyle yüzleşir.
v Çocukta bu dönemde anne ve baba ile rekabet maksimum seviyededir. Çocuk anne babasından farklı olmak, onları geçmek çabası içersindedir. Eğer ebeveynin çok başarılı olduğu alanlar varsa çocuk bu alanlarda onları geçemeyeceğini düşünürse o alanda çaba göstermekten vazgeçer ve başka alanlara yönelir. Bu problemin üstesinden gelebilmek için rekabeti ortadan kaldırmak gerekir. Çocuğa kendi üstünlüklerini ima eden örnekler vermek, ben diye başlayan cümleler kurmaktan kaçınmak gerekir. Hatta bazı konularda “aptal” ebeveyni oynamak en doğrusu olur. Çocuk bizimle rekabet etmeye çalışmaktan ne kadar uzaklaşırsa o kadar sağlıklı olur.
v Çocuk bu dönemde sınırları aşmak, kuralları bozmak ister. Bunun için bazı kurallarda hava delikleri açmak gerekir. Örneğin sürekli eve geç gelmek isteyen bir ergene belli günler için bu izni vermek kuralımızda bir küçük hava deliği açmaktır. Kurallar arada gevşetilerek kontrölün çocukta olduğunu düşündürmekte bazen yarar vardır.
v Çocuklara 2 tür müdahale edilir:
- Yap veya Yapma Emirleri
- Bizden bir şey istediklerinde
Yap veya yapma emirleri:
Yap veya yapma emirlerinde en çok dikkat edilmesi gereken krediyi iyi kullanmaktır. Çocuk bizim ona müdahalelerimizde yap veya yapma emirlerimizde bize bir kredi açar ve o kredimiz dolduktan sonra bizi artık dinlemez. Müdahalenin niteliği değil niceliğidir onlar için önemli olan. Örneğin 10. müdahaleden sonra bizi dinlemez olurlar.Bu nedenle bu krediyi önemli şeyler için kullanmak gerekir. Uyku, yemek, yıkanmak gibi fizyolojik şeylere fazla karışmamak, bu konuda fazla müdaheleci olmamak krediyi tüketmemek adına akılcıl olacaktır.
Biz den bir şey istediklerindeki müdahale
Elimizin en güçlü olduğu yer bu tür müdahaledir. Otorite burada kurulabilir. Bizden bir şey istendiğinde bunu akılcıl şekilde kullanmak ve koşulları koymak en doğru müdahaledir. Müdahale sayısının az olması müdahalenin etkinlik gücünü arttırır.
v Ödül veya ceza uygulamak iyi bir disiplin yolu olabilir ancak ödül ve ceza pazarlık ile asla karıştırılmamalıdır. Ödül ve ceza somut şeylerle değil daha çok duygusal ifadelerle yapılmalıdır.
v 17-18 yaş yumuşama ve kabullenmenin olduğu dönemdir. Ben kimim sorusunun cevabı bulunmuş sıra ben ne olacağım sorusuna gelmiştir. Aile ise bu dönemde çocuğun bağımsızlığının artmasıyla çocuğunun kendisinden uzaklaştığını gözlemekte ve ben bu çocuğu niye dünyaya getirdim sorgulamasına geçmektedir. Ebeveyni yaşamında bir boşluk beklemektedir. Bunun en güzel atlatılma şekli ebeveynin kendisine başka uğraşlar edinmesi ve sürekli ilgiyi çocuğundan uzaklaştırarak kendisine yönelmesidir.
v Demokratik bir ailede çocuk yetiştirilmeye çalışılırken ebeveynin yönetici çocuğun ise yönetilen olduğu asla unutulmamalı ve unutturulmamalıdır. Çocuğa fikirleri sorulmalı katılımı sağlanmalı ancak son sözü her zaman ebeveyn söylemelidir.
v Çocukların karşılaştığı problemlerde doğrudan çözüm üretilmemeli, uygun sorular sorularak çocuğun kendi duygularını anlaması ve çözümünü yine kendisinin bulması sağlanmalıdır.
v Çocuk ebeveyne özel bir bilgiyle geldi mi bu bir test niteliğindedir. Çocuk bu bilgiye karşı sert bir tepki alırsa bu tarz şeyleri ebeveyn ile paylaşmamısı gerektiğini düşünür ve bir daha anlatmaz. Bu tür bilgiler karşısında ani karşılık vermemek biraz durmak, fikir söylemeden sorular sormak ve çocuğun olaylara farklı açılardan bakması sağlanmalıdır.
v Ergenlik döneminde sıkça görülen öfke ile karşılık vermeye karşı içerik ne olursa olsun fiziksel bir saldırı olmadığı sürece ebeveynin yapabileceği en akılcı şey 30 saniye kadar müdahale etmemektir. Bu tür parlamalar orantısız tepkilerdir, hiç bir neden yokken yada basit bir nedenden dolayı abartılı bir şekilde olabilir. Bu tür parlamalar genelde 10-15 saniye sürer. Siz bu sürede tepkisiz kalmayı başarırsanız çocukta öfke yerini pişmanlığa bırakır. Sizin bu öfkeye, öfkeyle karşılık vermeniz halinde ise çocuk öfkesinde haklı olduğunu düşünür ve olay karşılıklı gerilime ve güç savaşına dönüşür. Ebeveyn tepkisiz kaldığı halde çocuğun öfkesi devam ediyor yada artıyorsa o zaman bu öfke geçici ergenlik davranışı olarak değerlendirilmemeli ve çocuğa müdahale edilmeli, kaynağı araştırılmalıdır.
v Çocuklarda bardağın dolu tarafını görmek gerekir. İyi yaptığı şeyleri, iyi huylarını belirtmek çocuğun özgüven kazanmasına yardımcı olur. Özellikle kendine güven problemi olan çocukları bireysel etkinliklere yönlendirmekte yarar vardır. Bireysel aktiviteler çocuğun öz güvenini geliştirir. Takım sporları gibi toplu aktiviteler çocuğun kendisini diğerleri ile karşılaştırmasına neden olur bu da diğerlerine göre başarısız olması halinde güvensizliğini arttırır.
v Aşağıdaki yazının tüm ebeveynlerce okunması ve sık sık hatırlanmasında yarar vardır
PULSUZ DİLEKÇE (Çocuk Ruh Sağlığı-Prof. Dr.Atalay YÖRÜKOĞLU):
Sevgili anneciğim, babacığım;
Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim:
Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın.
Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her zaman koruyup kollamayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Bırakın kendi işimi kendim göreyim. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım?
Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutamayınca sizlere güvenim azalıyor.
Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum.
Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder.
Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır. "Ben senin yaşında iken..." diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım.
Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Bana yanılma payı bırakın. Beni, korkutup sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın. Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın. Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.
Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun. Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni destekleyin; hiç değilse çabamı övün. Beni başkalarıyla karşılaştırmayın; umutsuzluğa kapılırım.
Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın; bana süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın; yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunaltsam bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben de sizi yabancıların önünde güç durumlara düşürebilirim.
Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine, beni size daha çok yaklaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.
Biliyorum, ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdikleriniz yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın.
Benden "Örnek çocuk" olmamı istemezseniz, ben de sizden kusursuz ana-baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter.
Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim.
Sevgiler,
Çocuğunuz.